— Hikaye —

Bir vizyon, bir Boğaz,
bir masa.

Süleymaniye'nin çatıları üzerinde, eski şehrin sessizleştiği ve suyun başladığı yerde, bir insan bütün güne bir sofra kurdu. Moss böyle doğdu.

Adem Özen — Moss Lounge The Bosphorus kurucusu Adem Özen · Kurucu
01 —Kurucu
Mekanın ardındaki isim

Misafirlerin Moss Adem dediği adam.

Moss Lounge The Bosphorus, tek bir kişinin, Adem Özen'in, daha çatısı yokken yıllarca taşıdığı bir fikrin eseri. Müdavimler onun tam adını pek kullanmaz. Onlar için o sadece Moss Adem; kahveyi nasıl içtiğinizi ve hangi masanın günün son ışığını aldığını hatırlayan ev sahibi.

Moss'u tek bir inançla kurdu: misafir, bir restoranda işlem gören biri gibi değil, evine aldığınız biri gibi karşılanmalı. Bunu küçük şeylerde hissedersiniz. Acele ettirilmeden kurulan kahvaltı sofrasında. Her cuma gelen çift için boş tutulan köşede. Servis el kitabı öyle dediği için değil, istediği için masanıza uğrayan işletmecide.

Yorumları açın, aynı cümle onlarca farklı ifadeyle tekrar karşınıza çıkar: işletmeci çok sıcak bir insan. Bu, bir personel tesadüfü değil. Bütün mesele bu.

Süleymaniye'den Boğaz manzarası — Moss Lounge terası Mekan · Süleymaniye
02 —Mekan

Eski şehrin suyla buluştuğu yer.

Süleymaniye, tarihi İstanbul'un en sakin köşelerinden biri; çoğu ziyaretçinin daha gürültülü bir yere giderken yanından geçtiği, cami avluları ve dar sokaklardan oluşan bir semt. Adem, onların kaçırdığını gördü. Fetva Yokuşu'ndaki doğru çatıdan şehir geri çekilir ve Boğaz açılır; bu şehrin nabzını yüzyıllardır taşıyan o aynı su.

O çatıyı aldı ve bir terasa çevirdi. Bir yanında Süleymaniye Camii'nin silueti, diğer yanında su, vapurlar ve gün batımında bütün mekanı değiştiren ışık. Şehri iyi bilen misafirler burayı, Ortaköy ile Bebek sahilinin yokuşun yukarısına, Süleymaniye'ye taşınmış hali gibi tarif ediyor; Boğaz'ın çoğu insanın burada aramayı akıl etmediği bir parçası.

Moss Lounge terasında gece — Boğaz manzarası ve nargile Davet · 02:00
03 —Davet

İlk simitten
son servise.

Moss bilerek uzun saatler açık kalır; sabah sekizden gece yarısını iki geçeye kadar. Gün, üzerinde oyalanmak için kurulmuş bir Türk kahvaltısıyla başlar; kırk çeşidi aşan tabaklar aynı anda masaya gelir. Öğleden sonra Akdeniz'den Uzak Doğu'ya uzanan, suşiden ağır ana yemeklere giden gezgin bir mutfağa dönüşür. Geç biter; nargile yanmış, şehir terasın korkuluğunun altında karanlık ve pırıltılı.

Adem, Moss'u menüsü olan bir manzara olarak görmüyor. Onu sabahtan gecenin küçük saatlerine kadar açık tutulan bir davet olarak görüyor. Asıl mesele masa. Boğaz ise yalnızca o masanın kurulduğu yer.

Moss yalnızca bir manzara sunmuyor. Bir davet ediyor.

— Adem Özen · Est. 2019

Masanız
sizi bekliyor.

WhatsApp ile Rezervasyon →

Her gün açık · 08:00 – 02:00 · Süleymaniye, İstanbul  ·  +90 535 046 16 67