Moss'ta Bir Gün: İlk Simitten Son Servise
Moss Lounge the Bosphorus, Süleymaniye'nin en uzun günlerinden birini yaşar; sabah sekizden gece yarısını iki geçeye kadar açık, bir yanında Süleymaniye Camii'nin silueti duran, diğer yanında Boğaz'ın açıldığı bir çatı terasında. Buradaki gün, gelip yediğiniz bir öğün değil. Işık devindikçe biçim değiştiren tek bir buluşma: ilk ışıkta yavaş bir Türk kahvaltısından, öğleden sonra Akdeniz'den Uzak Doğu'ya uzanan bir mutfaktan geçerek, pırıl pırıl eski şehrin üzerinde geç bir nargile (Türk su piposu) akşamına. İşte o gün, saat saat böyle akıyor.
Sabah Moss'ta nasıl başlar?
Sessizce başlar; ilk simit (susamla kaplı halka ekmek) ve bir bardak çay ile, aşağıdaki şehir tam uyanmadan masaya gelir. Süleymaniye, tarihi İstanbul'un en sakin köşelerinden biridir ve buradaki sabah ışığı yumuşaktır, cami avlularının ve teras korkuluğunun ötesindeki suyun üzerinden taşınır.
Gün, üzerinde oyalanmak için kurulmuş bir Türk kahvaltısıyla açılır; kırk çeşidi aşan tabak serpme usulü aynı anda masaya gelir. Beyaz peynir ve eski kaşar, zeytin, taze domates ve salatalık, yumurta, sıcak ekmek, koyu kaymağın üzerine dökülen bal ve tekrar tekrar tazelenen çay. Hiçbir şey kurslar halinde gelmez, telaşla yönelinecek tek bir tabak yoktur. Oturmadan önce bütün sofrayı tanımak isterseniz, geleneksel Türk kahvaltısı rehberimiz her tabağı ve onları bir arada tutan yavaş ritmi tek tek anlatıyor.
Öğleden sonra nasıldır?
Öğleden sonra, günün sakin orta yeridir; kahvaltı sofraları kalkmış, teras daha yumuşak bir tempoya yerleşmiştir. Bu saat uzun bir kahve, geç bir tabak ya da Haliç'in aşağıda serildiği korkuluk kenarında sessiz bir yer için biçilmiş kaftandır. Işık yüksek ve berraktır, vapurlar suyu durmadan geçip geçer, ileri gitmek için hiçbir baskı yoktur.
Bu, mutfağın da yolculuğa çıktığı saattir. Moss tek bir mutfağın içinde kalmaz. Menü Akdeniz'den Uzak Doğu'ya, mezelerden ağır ana yemeklere, suşi ve sashimiye uzanır; hepsi tek bir terasta. Öğleden sonra boyunca hafifçe atıştırabilir ya da bunu tam bir öğüne dönüştürebilirsiniz. Mesele sabahki ile aynı: masa, istediğiniz sürece sizindir.
Gün batımı için gelmenin en iyi vakti nedir?
Güneş alçalmadan bir saat önce gelin, bütün terasın değiştiği anı yakalarsınız. Gün batımı, ışığın camilerin ve suyun üzerinden devinip mekanı altına boyadığı vakittir; Moss gününün en çarpıcı tek saati. Şehri iyi bilen misafirler akşamlarını bunun etrafında kurar.
Bu çatıdan şehir geri çekilir ve boğaz açılır; çoğu ziyaretçinin bir Süleymaniye adresinde aramayı akıl etmediği o Boğaz manzarası. Ezan çatıların üzerinden taşınır, gökyüzü minarelerin ardında koyulaşır ve vapurlar akşam ışıklarını yakar. Güneş batarken şehrin neresinde olacağınıza karar veriyorsanız, İstanbul'da en iyi Boğaz manzaralarının nerede bulunacağına dair yazımız bu terası şehrin en seçkin noktaları arasına yerleştiriyor.
Hava karardıktan sonra ne olur?
Hava karardıktan sonra gün yeniden yavaşlar, bu kez uzun bir akşama doğru. Nargile yanar, aşağıdaki şehir dağınık bir ışığa dönüşür ve teras, kimsenin bitmesini istemediği türden telaşsız saatleri tutar. Mutfak servise devam eder, kokteyller ve çay gelmeyi sürdürür, gece geç saatlere, sabaha karşı ikideki son servise dek uzar.
Moss'un sessizce bilindiği kısım da budur: korkuluğun altında su karanlık ve pırıltılıyken, huzurlu, zarif bir akşam. Buradaki nargile çabucak içilip bitirilen bir şey değil, yavaş bir ritüel olarak görülür; bitirilecek bir şey değil, kalmak için bir sebep. Tek bir nargile başında, sohbet ve çayla, şehir aşağıda serilmişken geçen birkaç telaşsız saat, şafakta bir simitle başlayan bir günün doğal kapanışıdır.
Bütün gün neden tek bir buluşma olarak işler?
İşler, çünkü Moss tek bir fikrin etrafında kuruldu; kurucusu, misafirlerin Moss Adem olarak tanıdığı Adem Özen'in taşıdığı fikir: burası bir restoran değil, bir evdir. Birini evinize aldığınız gibi karşılanırsınız, yoğun bir restoranın bir masayı işlemden geçirdiği gibi değil. Aynı terasın yavaş bir kahvaltıyı, öğleden sonra bir kahveyi, gün batımında bir akşam yemeğini ve geç bir nargileyi aralarında hiç acele hissettirmeden tutabilmesinin sebebi budur.
Adem, Moss'u menüsü olan bir manzara olarak düşünmüyor. Onu sabahtan gecenin küçük saatlerine kadar açık tutulan bir davet olarak görüyor. Asıl mesele masa. Boğaz ise yalnızca o masanın kurulduğu yer. İlk simitten son servise Moss'ta tüm bir gün geçirmek için, masanızı WhatsApp üzerinden ayırtın ve Adem'e ne zaman başlamak istediğinizi söyleyin.