Rezervasyon
Mekan

Süleymaniye’de Bir Teras Akşamı: Ne Beklemeli

· 6 dk okuma · 1 görüntülenme
Süleymaniye’de Bir Teras Akşamı: Ne Beklemeli

Süleymaniye’de bir teras akşamı, İstanbul’un tarihi yarımadasının en eski, en sakin köşesinde bir terasta otururken günün suyun üstünde geceye dönmesi demektir. Süleymaniye (büyük 16. yüzyıl camisinden adını alan semt) Haliç’in yükseklerinde, Sultanahmet’in turist izdihamından uzakta durur. Buradaki bir çatıdan bir yanda cami silueti, öte yanda Boğaz (Boğaziçi, şehri ikiye bölen boğaz), altta geçen vapurlar ve altından sonra maviye dönen ışık vardır. Gürültülü değil, ağır bir akşamdır.

Süleymaniye’yi eski İstanbul’un geri kalanından ayıran nedir?

Süleymaniye, manşetlere çıkan semtlerin olmadığı bir biçimde konut ve eskidir. Sokaklar tırmanır ve daralır, evlerin arasında çamaşırlar asılıdır ve alacakaranlıkta yanından geçtiğiniz insanların çoğu bir görmelik yere değil, eve giden yerlilerdir. Kuyruklar olmadan tarihi yarımadanın ağırlığını taşır.

O sessizlik, buradaki bir akşamın bütün çekiciliğidir. Sultanahmet gün gezginlerinden boşalıp karanlıkta biraz düzleşirken, Süleymaniye yaşanan bir yer olarak kalır. Caminin çevresindeki çay bahçeleri komşularla dolar. Duyduğunuz en yüksek ses ezandır. Bu semtteki bir çatı, gösteriyi atmosferle takas eder ve takasa değer.

Süleymaniye terasından manzara nasıl görünür?

Buradaki teraslar aynı anda iki yöne bakar. Bir yana dönün, Süleymaniye Camisi’nin kubbesi ve minareleri damların hemen üstünde yükselir. Öte yana dönün, kara aşağıya, Haliç ile Boğaz’a iner; köprüler, karşı kıyı ve suya dizilmiş gemilerle.

Akşamın erken saatlerinde manzara baştan başa sıcak taş ve yansıyan güneştir. Işık solarken camiler tek tek yanar, vapurlar lambalarını açar ve bütün eski şehir teras korkuluğunun altında parıldamaya başlar. Şehir genelinde en güçlü açıların nerede olduğuna dair daha dolu bir fikir isterseniz, İstanbul’un en iyi Boğaz manzaraları rehberi bunları haritalar. Haliç’e doğru bakan Süleymaniye açısı, daha sakin olanlardan biridir.

Damların üstünden gelen ezan

Çoğu insanın aklında kalan an, akşam ezanıdır (namaza çağrı). Gün batımı sıralarında Süleymaniye Camisi’nden, sonra yarımadanın dört yanındaki küçük camilerden yükselir, sesler tepelerin üstünde birbirine karışır. Bir çatıdan aşağı yukarı minarelerle aynı hizadasınızdır, bu yüzden ses bir sokakta yankılanmak yerine suyun üstünden duru bir biçimde yayılır.

Birkaç dakika sürer. Çoğu masa, söylenmeden onun için susar. Bittiğinde ışık çoğu zaman çoktan kaymış, ilk lambalar yanmış ve akşam, daha ağır ikinci yarısına yerleşmiştir.

Bir teras akşamı genellikle nasıl geçer?

Bunun doğal bir ritmi vardır ve en iyi tavsiye gün batımından önce varmak ve akşamı akışına bırakmaktır. Tipik bir akşam birkaç evreden geçer:

  • İkindi sonu: güneş hâlâ yukarıdayken varırsınız, korkuluğun yanında bir masa kaparsınız ve ışık sıcakken çay ya da ilk içkinizi söylersiniz.
  • Gün batımı: Haliç’in üstündeki gök renklenir, camiler ışımaya başlar ve akşam yemeği genellikle bu sıralarda başlar. Boğaz manzaralı yemeğin ardındaki fikir budur; manzaranın öğünün bir parçası olduğu an.
  • Alacakaranlıktan geceye: ezan geçer, şehrin ışıkları yanar ve yemek yavaşlar. Tatlı ve çay uzar.
  • Akşamın geç saati: çoğu kişi nargileye (Türk su pipisi), uzun bir çay dökümüne ve ışıklı siluetin altında sohbete geçer. Teras yavaşça boşalır.

Hiçbir yanı aceleye gelmez. Bir Süleymaniye çatısının amacı akşama yer açmaktır, onu bir an önce bitirmek değil.

Ne zaman gitmeli ve neyi bilmeli?

Altın ışığı, renk değişimini ve ezanı tek oturuşta yakalamak için gün batımından otuz kırk dakika önce oturmuş olmayı hedefleyin. Güneş indikten sonra yükseklerde akşamlar, yazın bile, daha serindir; ince bir kat işe yarar. Korkuluk kenarındaki masalar önce dolar, bu yüzden önceden yer ayırtmaya değer; genellikle bir telefon görüşmesiyle değil, bir mesajla.

Manzaranın ötesinde, buradaki bir teras akşamı semtin kendisine de bir kapıdır. Gündüz saatleriniz boşsa, Süleymaniye rehberi akşam için yukarı çıkmadan önce caminin çevresinde görülecekleri anlatır.

Moss terasında bir akşam

Bu akşamlardan birine yerleşmek isterseniz, Moss Lounge the Bosphorus Süleymaniye’de, Fetva Yokuşu’nda durur; bir yanda camiyi, öte yanda suyu tutan bir çatı terasıyla. Ev sahibi Adem Özen burayı 2019’da basit bir fikirle açtı: yeri bir restoran değil, bir ev gibi işletmek. Gün batımından önce çıkın, mutfağın sizi yemekte taşımasına izin verin ve eski şehir altta ışırken çay ile nargile için kalın.

Paylaş
← Tüm Yazılara Dön
Rezervasyon

Masanız
sizi bekliyor.

WhatsApp ile Rezervasyon